Bir ülkeyi tanıyabilmek için önce insanlarını anlamak gerekir. Ülkelerin başkentleri ise bunu başarmak için en iyi yerlerden olduğunu söylemek yanlış olmaz. Topraklarının büyük veya küçük olması fark etmez, ülkenin farklı köşelerinde yaşayan her kültürden insanlar başkentlerde bir araya gelir.
Sofya da bu yazılı kurala uymayan ülke başkentlerinden biri… Yaklaşık 1.3 milyonluk nüfusuyla 7.3 milyonluk ülkenin en büyük şehri konumunda bulunuyor. Bulgaristan’da yaşayan çeşitli etnik gruplardan insanların yanı sıra ülkede ikamet eden yabancıların bir araya geldiği şehirde Bulgaristan adına merak edilen pek çok konu hakkında fikir sahibi olunabiliyor. Ancak asıl tatmin edici bilgiler Bulgaristan’ın modern hayatı ile ilgili olanlar. Ülkede gerçekleştirilen en büyük ve önemli etkinliğin çoğu başkentte gerçekleşiyor. Festivaller, sergiler, konserler, spor etkinlikleri, iş dünyasının buluştuğu toplantılar ve benzeri organizasyon Sofya’yı Bulgaristan’ın başkent unvanını hem güçlendiriyor hem de ülkenin merkezi yapmaya yetiyor.
Tam bir turistik merkez olarak gösterilemese de şehirde görülmeye değer pek çok tarihi değer de bulunuyor. Görkemli kiliseler hem Hristiyanlık dininin Ortodoks mezhebi hakkında bilgi sahibi olunmasını sağlıyorlar hem de içlerindeki işlemelerle adeta birer sanat eseri izleme hissi yaşatıyorlar. Sofya’da aynı zamanda Osmanlı döneminden kalan ve İslam kültürünü yansıtan az sayıda Camii de görülebilir.
Başkentin tarihi mirası çok zengin değil. Ancak şehrin konukluk ettiği çeşitli devletlere ait kalıntılar görülebiliyor. Elbette geleneksel Bulgaristan yaşantısını yansıtan mimari yapıları da ziyaret etmek mümkün oluyor. Elbette müzelerini de unutmamak gerekiyor. Farklı konularda hizmet veren bu alanlarda ülkenin kurulu olduğu topraklarda iz bırakmış her medeniyet ile ilgili bilgi sahibi olunabiliyor.
Bulgaristan, en temel tanımla yeşil bir ülke. Sınırları içerisinde nefes almak için bir-iki saat mola olacak tüm şehirlerde de bu gerçeğin farkına hemen varılabiliyor. Sofya da ülkenin en büyük, en modern ve en hareketli şehri olmasına rağmen yeşil alanlarını korumaya başarmış. Geniş caddelerinde yürürken, adımlara farklı türlerde ağaçlar eşlik ediyor. Yorulduğunuzu hissettiğinizde ise bir nefeslik mola vermek için her köşe başında küçük bir park bulmak mümkün olabiliyor. Daha fazlasını isteyenler ise hemen şehrin dışına çıkması gerekiyor. Zira Sofya aslında bir dağ şehri… Eteklerinde kurulu olduğu Vitosha Dağı, hem şehirlilere günlük hayatın karmaşasından uzaklaşmak için fırsat sunuyor hem de muhteşem bir seyirlik sunuyor. Sofya’da yaşanmasa da bu şehri birkaç günlüğüne görmek misafirlerine pek çok şey katıyor.

Sofya Vadisi üzerine kurulan başkentin çevresi dağlarla korunuyor. Hatta dağ şehri olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Çünkü 550 metrelik rakımı ile ülkenin en yüksekte kurulu yerleşim yerlerinden biri konumunda.
Sofya her zaman Bulgaristan’ın başkenti değildi. Şehrin ülkenin en önemli kenti olması için epey bir zaman geçmesi gerekti. Tarihi kaynaklara göre kentin bulunduğu bölgede M.Ö. 7’nci yüzyıllarda bölgede kurulu olduğu bilinen Serdika şehri bulunuyordu. Burada ise Balkan Yarımadası’nın o dönemdeki yerli halkı olan Traklar yaşardı. Ancak zaman içerisinde büyüyen ve tüm Avrupa’yı fetheden Roma İmparatorluğu bu lokasyona da uğradı. Doğu Roma İmparatorluğu’nun önemli bir şehri haline gelen Sofya, 9’ncu Yüzyılda Kuzey’den gelen Slavların akınına uğradı ve Bulgaristan’ın kurucusu kabul edilen Han Krum’un şehre verdiği Sredets ismi ile daha da büyüyerek önemini arttırdı.
Sofya tarihi boyunca pek çok medeniyetin uğrak noktası oldu. Birinci Bulgar İmparatorluğu’nun hâkimiyetini sona erdiren ise Bizanslılar oldu. Ülkenin yeniden yükselişi ve “Altın Çağı”nı yaşaması ise İkinci Bulgar İmparatorluğu sırasında gerçekleşti. Ülke bu dönemde Kuzeyde Moldova topraklarından, Güneyde Ege Denizi’ne kadar uzanan büyüklüğe ulaştı. Yükseliş devri ise 14’ncü Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altına girmesiyle sona erdi. Ancak neredeyse 500 yıllık Osmanlı dönemi Sofya’nın önemini hiç azaltmadı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın sonucunda 4 Ocak 1878'de tekrar egemenliğini kazanan Bulgaristan’ın yeni meclisi, 3 Nisan 1879 tarihinde Sofya’yı ülkenin başkenti ilan etti.
Balkan ve Dünya Savaşları’nda zarar görse de Sofya her zaman önemini korumaya başardı. 1946 yılında kurulan Bulgaristan Halk Cumhuriyeti sürekli gelişerek büyüdü ve verilen özel önemle altyapısına dikkat edilerek genişlemeye devam etti.

Bulgaristan’ın başkenti pek çok açıdan bir kültür harmanı görünümünde bir yapıya sahip… Bir yandan Balkan ülkelerinin genel görünümünün hissedilebileceği şehrin diğer yanı modern ve hareketli bir Avrupa şehrinden çok da farklı bir yapıya sahip değil.
İstanbul’dan uçakla bir buçuk saatte yakın, araçla veya otobüsle ise yaklaşık dokuz ile on saat arasında ulaşılabilen Sofya’nın içinde geniş caddelerle birbirine bağlı ve merkezinde dev binalar yükseliyor. Daha arka sokaklarında ise hayat geleneksel toplu konutlarda sürüyor. Şehrin bir avantajı da geniş bir alan üzerinde yayılması… Bu ise belli kesimlerinde bahçeli evlerin inşa edilmesini sağlamış.
Geçmişi çok eski olmasına rağmen şehir belirli dönemlerde sürekli saldırıya uğramış. Hatta İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında üzerine bombalar dahi yağmış. Bu yoğun sahiplik değişimleri Sofya’da çok eski tarihlerden kalan eserlerin sayısını da azaltmış. Yine de şehirde görülmeye değer pek çok yapı bulunuyor. Özellikle 1900’lü yılların başında inşa edilen binalar mimarileriyle özellikle dikkat çekiyor.
Sofya’da sosyal hayat merkezi caddeler üzerinde ve meydanların çevresinde hareketleniyor. Bu noktalarda bulunan kafeler, restoranlar ve eğlence yerleri her zevke sahip insanların ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterlilikte. Dileyen iç dekorasyonu ile dikkat çeken bir mekânda kahvesini yudumlayabilir, dileyen uluslararası bir kahve markasının restoranında kafein ihtiyacını karşılayabilir. Aynı seçenek çeşitliliği alışveriş için de geçerliliğini koruyor. Bazı dünya çapında tanınan markanın Sofya’da şubeleri bulunuyor.
Bulgaristan küçük bir ülke… Sofya ise bu gerçeğe ters orantılı ülke standartlarına göre büyük bir şehir. Öyle ki başkent dışında 200 bin nüfusu aşan sadece üç şehir var: Plovdiv, Varna ve Burgaz… Bu durum, ekonomik açıdan ülkenin çok iyi durumda olmaması ile açıklanabilir. İşsizlik oranı düşük sayılabilecekse de bunun sebebi insanların yaşamak için en yoğun çalışma olanağı olan Sofya’yı tercih etmeleri. Ayrıca Avrupa Birliği (AB) üyesi olması dolayısıyla Bulgaristan vatandaşları, AB üyesi ülkelerde serbest dolaşım ve çalışma imkânına sahip. Bu kolaylık ise gençlerin de yaşamak için ülke dışını tercih etmelerine sebep oluyor. Bu ise işsiz kalan daha az insan olmasına sebep oluyor. Bu tercihler Bulgaristan nüfusunun yaş ortalamasının yükselmesine de neden oluyor. Sofya’nın merkezi yerlerinin aksine, arka sokaklarında hayat biraz daha yavaş akıyor.

Bulgaristan aynı zamanda genel anlamda ucuz bir ülke. Bu durum ve Türkiye’ye komşu olması onu turistik geziler için cazip kılıyor. Pamporovo, Bansko ve Borovets Kayak Merkezleri ile Karadeniz kıyısında Varna ve Burgaz çevresinde sıralanan yaz tatili için uygun merkezleri dışında ülkenin görülmeye değer en önemli şehirlerinden biri de kuşkusuz Sofya’dır… Başkentte geçirilecek en az bir hafta sonu ise az maliyetli keyifli bir tatil anlamına geliyor.
Şehre ulaşmanın üç temel yolu bulunuyor. Düzenli seferler düzenleyen otobüs şirketleri veya özel bir araçla yapılacak yolculukların dışında en hızlı ulaşım aracı uçak ile seyahat olacaktır. Yaklaşık bir buçuk saatlik sonrasında Sofya keşfedilmeye hazır olacak.
Havaalanı ile şehir merkezi arasında 10 kilometrelik bir mesafe bulunuyor. Ulaşım için kullanılabilecek ilk tercih metro hattı olabilir. Alınacak günlük veya sabit miktarda bilet yüklü yolculuk kartları, başkentte konaklama yapılacağı süre boyunca kullanılabilir. Elbette tercih edilecek taksi ile ulaşım da biraz daha fazla maliyetli olsa da çok fazla cep yakmayan bir seçenek olabilir. Ancak tanınmayan bir şehirde gidilmek istenen yere daha hızlı bir şekilde ulaşılmasını sağlar.
Bulgaristan Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen para birimi olarak Leva kullanıyor. Euro ise sabitlenmiş kurda işlem görüyor. Türkiye’den bu ülkeye gidildiğinde beraberinde götürülecek paranın döviz cinsinden olması ve harcanacak miktarda Leva’ya çevrilmesi iyi bir tercih olacaktır. Bulgaristan parası kullanmak, yemek yerken, alışveriş yaparken veya konaklama ödemesi yaparken daha rahat hareket edilmesini sağlayacaktır.
Sofya’da her çeşit konaklama seçeneği bulunuyor. Dileyen klasik otellerde konaklayabilir, tercih edenler daha butik veya hostel tarzında mekânlarda da tatilini geçirebilir. Bu mekânların sunduğu hizmetler her ihtiyacı karşılayabilecek yeterlikte. Üstelik halka açık yerlerde günümüzün en önemli gerekliliklerinden olan internet de devlet tarafından çeşitli noktalarda sunulan ücretsiz Wi-Fi bağlantı noktalarından ulaşılabiliyor ve kullanılabiliyor.
Çeşitlilik ve uygun fiyatlar yemek seçenekleri için de geçerli. Yerel yemeklerin tadına bakılabileceği restoranların yanı sıra başkentte dünya mutfaklarından yiyeceklerin tadına bakma olanağı da bulunuyor. Elbette fastfood tarzı hizmet veren klasik Batı tarzı restoranlar da bulunuyor. Daha farklı bir seçenek arayanlar ise başta tarihi bir binanın içinde 150’den fazla dükkânın hizmet verdiği Sofya Merkez Hali olmak üzere Sofya’nın Pazar yerlerini tercih edebilir. Kendi yemeğini yapma olanağı olanlar şehrin çevresinde bulunan köylerdeki bahçelerde yetişen ürünlere bu noktalardan ulaşabilir. Elbette ülkeye özgü tada sahip şaraplarını ve rakı da unutulmamalı…
Bulgaristan’da alışveriş denince farklı bir seçenek olarak alınabilecek en özel ürünlerden biri gül çiçeğinden yapılan ürünlerdir. Dünyanın en büyük gül üreticisi olan ülke, bu bitkiden yapılan pek çok ürün de pazarlıyor. Bu ürünler ve diğer her çeşitte alışverişler için Vitosha Caddesi’ni bir kenara not etmek iyi olabilir. Şehrin en büyük alışveriş merkezi olan 1955 yılında inşa edilen TZUM ve kime sorulsa yeri gösterilecek olan Antika Pazarı alışveriş seçeneklerini çeşitlendirmeye yetecektir.
Sofya’da kültür ve tarih dışında eğlence arayanlar için pek çok seçenek de bulunuyor. Belirli noktalarda toplanan bar ve gece kulüpleri dışında şehrin biraz daha arka sokaklarında da görece sessiz ancak gündüz veya gece saatlerinin keyifle geçmesini sağlayacak mekânlar bulunabiliyor. Şansını denemek isteyenler içinse Bulgaristan’ın başkenti Türkiye’ye en yakın seçeneklerden biri… Pek çok yerde bulunan casinolar, bazı büyük otellerde de hizmet veriyor.

Bulgaristan’ın başkentinden görülmeye değer pek çok yer bulunuyor. Bunlardan en çok dikkat çekeni ise Aleksandr Nevski Katedrali… Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin en görkemli ve güzel yapılarından biri olarak gösterilen yapı 10 bin kişiyi ağırlayabiliyor. Şehirde görülmesi gereken bir diğer yapı da 4’ncü Yüzyılda inşa edilen UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirasları listesinde korumaya alınan St. George Kilisesi aynı zamanda Sofya’daki en eski bina konumunda bulunuyor. Başkentte görülmeye değer diğer dini yapılar arasında Aziz Nikolas Rus Kilisesi, Saint Sofia Kilisesi ve Mimar Sinan eseri olan Banyabaşı Camii bulunuyor.
Bulgaristan’ın başkentinden sık sık kültür sanat etkinlikleri de düzenleniyor. Onlardan birine katılmak isteyenler özel mekânlara göz atabilir. Ancak tarihi değerleri ve merkezi konumlarıyla bir asrı geçen ömrüyle İvan Vazov Ulusal Tiyatrosu, Balkanların en iyi merkezlerinden biri olarak gösterilen Ulusal Kültür Sarayı (NDK) görülmeden dönülmemesi gereken yerler arasında bulunuyor.
Kültür ve tarih sevenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden olan Ulusal Arkeoloji Enstitüsü ve Müzesi ile Ulusal Sanat Galerisi’nde, Bulgaristan topraklarında yaşayan tüm medeniyetler ve ülke folkloru ile sanatı ile ilgili merak edilen her bilgiye ulaşılabiliyor. Doğayı sevenler için Sofya’daki ilk uğrak noktası ise ağaç ve bitki çeşitliliği ile büyüleyen Borisova Gradina Parkı…
Sofya’nın merkezi küçük tatiller için ideal pek çok seçenek sunuyor. Ancak daha fazlasını bekleyenler, şehrin biraz dışına çıkması gerekiyor. Otobüslerle ulaşılabilen Vitoshha Dağı üç mevsim boyunca doğa yürüyüşleri için mükemmel bir seçenek sunuyor. Kış aylarında ise bir kayak merkezine dönüşüyor. Etkileyici ve Bulgaristan’ın en önemli tarihi değerlerinden kabul edilen Boyana Kilisesi ile Rila Manastırı da Bulgaristan’ın başkentinin yakınlarında bulunuyor.
Uygun fiyatlı ve ruhu her açıdan tatmin edecek küçük bir tatil için Sofya’nın pek çok insan için iyi bir tercih olacağını söylemek yanlış olmaz.
© 2015 sofyaturu.org! Terms of Use and Privacy Policy.